Hatay

Geçenlerde sizlere memleketimle ilgili bir yazı yazmıştım. Bu hafta sonu ikinci memleketimdeyim, eşim Hataylı ailemizi görmeye geldik. 

Bu yazıyı Hatay’ dan yazıyorum.Gelmişken bildiğim kadarıyla size anlatmak istiyorum 🙂 

Bildiğim kadarıyla çünkü bende daha yeni öğreniyorum, gezdikçe size anlatırım 🙂 

İyi gezmeler 🙂

Hatay Türkiye‘nin en önemli eski yerleşim yerlerinden biridir. Helenistik Dönem ve Roma İmparatorluğu dönemlerinde dünyanın sayılı uygarlık merkezlerinden biri olarak ün yapmıştır.Osmanlı İmparatorluğu döneminde de bir ticaret ve kültür merkezi görevi yapan Antakya bu dönemini günümüze kadar gelişerek sürdürmüş, kuruluşu Antakya‘ dan eski olmasına rağmen kent olarak 20. yüzyıl başlarında önem kazanan İskenderun ise 1950′ li yıllardan sonra hızlı bir gelişme göstererek Türkiye‘ nin sayılı ticaret, sanayi ve ihracat merkezlerinden biri haline gelmiştir.

Tarihi boyunca çeşitli inançlara sahip pek çok millete ev sahipliği yapan Hatay bölgesinde çok sayıda şair, bilim adamı ve sanatçı yetişmiş, zaman içinde zengin bir kültür birikimi meydana gelmiştir. Bu birikimin izlerini, etkilerini bugün de tarihi yapılarda görmek mümkün.
Tarihi Yerler;
Habib-i Neccar Camii 
Habib-i Neccar M.S. 40 yıllarda Antakya’da yaşamış Hz. İsa’nın havarilerine inanan ve bu uğurda canını veren bir Hristiyan marangozdur…
Neccar’ın Arapça’daki kelime anlamı marangozdur. Hz. İsa’nın havarilerinden Yuhanna, Pavlos ve Şem’un ‘a ait olduğu düşünülen mezarlar ve Habib-i Neccar mezarı  ile birlikte içerisinde Hristiyanlara ait mezarların olduğu bir camidir.
 Müslümanlarca bir evliya olarak kabul edilen Habib-I Neccar için, caminin girişindeki yazıda, “Türkiye Diyanet Vakfı’nın ansiklopedisinde “Habib-I Neccar, İslami kaynaklara göre Kur’an-I Kerim’de Yasin Süresi’nin 13-27 ayetlerinde kıssası anlatılan kişi” deniliyor.” ifadesi var.
Antakya‘nın M.S. 636 yılında Hz. Ömer’in komutanlarından Ebu Ubeyde Bin Cerrah tarafından fethedilmesi ile birlikte inşa edilen Habib-i Neccar Camii Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde inşa edilen en eski camii olarak bilinir.
Bizans’ın 968 yılında Antakya‘yı ele geçirmesi ile birlikte Habib-i Neccar Camii kiliseye çevrilmiştir. 1084 yılında Selçuku ordularının Kutalmışoğlu Süleyman Şah komutasında Antakya‘yı almalarından sonra tekrar camiye çevrilmiştir. Hikaye devam etmektedir. Haçlı orduları 1098 yılında Antakya’ya ulaştıklarında cami bir kez daha kiliseye olacaktır. 170 yıl kadar kilise olarak kullanıldıktan sonra 1268 yılında Memluklularının Antakya’ya gelmesi ile birlikte Memluk Sultanı Baybars, Habib Neccar Camisini yeniden inşa ettirmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde, 17. yüzyılda barok üslubunda minaret ve 1829 ve 1857 yılları arasındaki onarımlarda bugün de kullanılan şadırvan eklenmiştir. Habib-i Neccar Camii Türkiye Cumhuriyeti döneminde 1940 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmiştir.
Saint Pierre Kilisesi
Saint Pierre KilisesiStauris Dağı‘nın batısında kayalara oyulmuş 13 metre derinliğinde, 9.5 metre genişliğinde ve 7 metre yüksekliğinde bir mağaradan oluşmaktadır. Antakya‘daki ilk Hıristiyanların gizli toplantıları için kullandıkları bu mağara Hıristiyanlığın en eski kiliselerinden biri olarak kabul edilir.
İncil‘in Resullerin İşleri bölümünde Barnabas‘ın Tarsus‘a giderek Pavlos‘u Antakya’ya getirdiği, Antakya’da bir yıl birlikte çalışarak Hıristiyanlığı yaydıkları ve bu dine inananlara ‘Hıristiyan’ adının verilmesinin Antakya’da gerçekleştiği bilinmektedir. Bu bilgilere ek olarak Pavlos‘un Galatyalılara yazdığı mektupta Antakya’ya gelen Petrusile Hıristiyanlığın o günkü durumunu tartıştığını belirtmektedir. Hıristiyan geleneği Petrus‘u Antakya Kilisesi‘nin kurucusu ve burada oluşan Hıristiyan topluluğun ilk başpapazı olarak kabul etmiştir.
Hatay Arkeoloji Müzesi
Hatay Arkeoloji Müzesi ya da Antakya Arkeoloji Müzesi, antik döneme ait eserlerin sergilendiği bir sanat müzesidir. Hatay’ın merkez ilçelerinden Antakya’da bulunmaktadır. Dünyanın en büyük mozaik müzesidir ve dünyanın en geniş mozaik eser koleksiyonuna sahiptir. Müzede sergilenen eserlerin çoğunluğu Antakya’nın Roma dönemine ait mozaiklerden oluşmaktadır. Bu eserlerin çoğunluğu, 1932-1939 yılları arasında yapılan kazı çalışmaları sonucu keşfedilmiştir.
 

 

 

 

 
Kaynakça
http://tr.wikipedia.org/